Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Meb'es günü Peygamber'in (s.a.a.) zuhurunu anma ve dünyanın karanlığında yok olan nur simgesidir. Biset ile hakikat nuru dünyaya geri döndü. Bugün marifet ve eğitim bayramı olmakla kalmayıp Allah'ın dininin galip gelmesini engellemekte direnen müşrikler ve kafirlere nasıl karşı gelme konusunda düşünmek için bir fırsattır.
Bu konuşmada Ahlak ve Kur'an İlimleri Uzmanı Hüccet-ül İslam Bihnam Melikzade ile Meb'es gününün önemi, Biset'in anlamı, müşrikler ve kafirlere karşı gelme yolları hakkında konuşuldu.
Bu konuşmanın metni siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.
Bu konuşmanın soruları:
●Biset'in mesajı nedir?
●Biset gününün marifet günü olmasına neden olan olay neydi?
●Allah'ın dininin galip gelmesini engelleyen müşrikler karşısında nasıl davranmalı?

Bismillahirrahmanirrahim
Biset genel anlamda maddi ve manevi dünya arasında olan irtibat demektir. Yani insanın gayb alemi, melekût ve göklerle olan irtibatı. Bu irtibat ilahi ruh ve Allah'ın bazı kullarında olan özel ibadi yeteneklerle mümkün olur. Bu şahıslar Allah'ın vahyini alıp gerçekleri idrak edebilirler. Daha sonra başkalarını bu yola hidayet edip maddi ve dünyevi hayata olan mutlak bağlılıktan uzaklaştırırlar. İnsanın yaratılışından bu yana peygamberler vasıtasıyla Biset'in anlamı insanlık için bu şekilde açıklanmıştır.
Ama Biset günü özel anlamıyla Hz. Muhammed'in (s.a.a) Biseti anlamındadır. Biset hem genel anlamı hem de tamamlanmış anlamıyla kullanılabilir. Hz. Muhammed'in (s.a.a) Biseti de bu anlamın tecellisidir ve gayb aleminin insanlık aleminde tamamlanmış zuhurudur. Çünkü o, Allah'ın en kamil kulu olarak tam bir yeteneğe sahipti ve kulluk etmekte hiçbir eksiği yoktu. Kullukta kemale ermesi tamamlanmıştır. Bu nedenle şöyle buyurmuştur:
"Ben ilim şehriyim Ali onun kapısıdır."
Bu söz Biset gününün neden marifet günü olduğunu açıklıyor. İnsanlığın yücelmesi için gerekli olan bütün ilahi maarif, şeriat ve insanlığı kurtaracak en değerli kuralları Peygamber aldı ve insanlara hediye etti. Yani bu tamamlanmış ilahi vasıta ile insanlar madde aleminin zillet ateşinden ilahi arş makamlarına doğru adım atar ve ilahi lütufa cezb olur. Bisetin böyle bir anlamı vardır ve yüce ilahi marifetler ile dolup taşmaktadır.
Her zaman küfür ve inat ehli olan, dünyanın mest edip kendine meşgul ettiği insanlar vardır. Kalp gözleri; sınırlar, hevesler ve karanlık dolu toprak alemine esir olmuştur. Bu nedenle doğal olarak son Peygamber'e (s.a.a.) karşı gelip onunla savaşırlar ve peygamberlerin tüm insanlık için olan melekûtî nidasını duymazdan gelirler.
Onlar bilerek veya bilmeyerek kendilerini bu hakikatten mahrum ederler. Bu insanlar Allah'ın evliyaları özellikle de son Peygamber'e (s.a.a.) karşı gelirler. Bu meşhur ayette belirtildiği gibi: "Allah iman edenlerin velisidir. Onları karanlıktan çıkarır aydınlığa doğru götürür."

Allah'ın evliyaları insanları karanlıktan aydınlığa doğru hidayet etmek için gelmişlerdir. Neden onlara karşı gelirler? Çünkü karşı gelenlerin velisi tağuttur.
"Ve kafir olanların velisi tağuttur."
Bu gibi insanlara karşı görevimiz peygamberler, Allah'ın evliyaları özellikle Resulullah'ın (s.a.a.) yaptığı işi yapmaktır. Bazı Kur'an ayetlerinde Resul-i Ekrem'in (s.a.a.) görevi şu şekilde belirtilmiştir: "Senden önce vahiy gönderdiklerimizden başka kimseler göndermedik. Eğer bu hakikati bilmiyorsanız ilim ehline sorun."
Nebevî risalet bu kitabı öğretmek, insanlığı aklını kullanmaya, düşünmeye sevk etmek ve insana kendini maddi ve hayvani dünya ile sınırlı tutmamasını hatırlatmaktan ibarettir.
Öyleyse Peygamber'in (s.a.a.) görevi olan ilim öğretmek, tezkiye etmek ve ilahi hakimiyeti kurmak ki -ilim ve tezkiyeyi garantiler- ve ilahi adil devleti kurmakla insanlara hidayet sesinin ulaşmasını engellemek isteyen kafir ve müşriklere karşı durabiliriz. Bu yolda tüm çabamızı harcamalıyız ve bu, cihat gerektiren bir durumdur. Hem cihad-ı asger hem cihad-ı ekber ve hem kültürel cihatta sürekli devam eden bir çabamız olmalı. İnşallah Allah bizi bu yolda muvaffak eder.
yorumunuz